Suriye’de savaş öncesi süreç devam ederken bölgeyi en iyi bilen Arap kökenli Türk vatandaşı Hüsnü MAHALLİ nerde? bir zamanlar kanal kanal dolaşıp yayınlara çıkan, gazetelerde köşe yazan, canlı yayında, haberlere bağlanılıp yorumlarına itibar edilen Hüsnü MAHALLİ savaşın başlangıcı ile birden bire kayboldu.

Konumuz bu değil ama insan sormadan edemiyor? Ne oldu Hüsnü MAHALLİ’YE? Türkiye Cumhuriyeti Ermeni’den başdanışman yapana kadar bu insanlarımızı daha verimli kullanabilirdi.

2014 başında yazmış olduğu Diren Suriye eserinde Hüsnü MAHALLİ, Esadın neden yıkılmayacağını, arkasındaki İran, Rusya ve Çin desteğinin ne zaman ve nasıl devreye gireceğine kadar hepine değinerek tahlillerini ortaya dökmüştü. Bizim Ortadoğu stratejicilerine ithaf olunur.

İran Hizbullah İsrail üçgeni, Rusya ab Orta Asya denklemi, Türkiye, enerji hatları ,orta ,yakın ve uzak doğu hatlarında Rusya’nın çıkarları doğrultusunda Gürcistan Ukrayna’da olduğu gibi Suriye’de de devreye gireceğini Esadın korunacağını ve nedenlerini, Esadın ve Suriye üst düzey askeri ve sivil bürakratların Rusyada eğitim almalarına kadar yakınlıklarını irdeleyen tarihsel süreci önümüze sermişti.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da  giden yönetimlerden sonra hangi ülkeye demokrasi getirdiler? Libya, Irak, Mısır, Cezayir ve Tunus? Demokrasiyi geçtik öyle bir dertleri de yok ayrıca Misakı Milli sınırlarının dışına burnumuzu çıkaramaz olduk. Biz olmasak Ortadoğu’da kuş uçmazdı ancak bakıyoruz kervan yürütüyorlar. Dış siyaset tarihimizin hiç bir döneminde bu kadar içinden çıkılmaz bir hal almamıştı.

İş dünyasının yükselen trendi Afrika’daki çalışmalara ön ayak olan insanlarımız ve birikimimiz paralel damgası yiyerek darbeci oldular. Bırakın Afrikaya girmeyi Kuzey Afrika sularına gemilerimiz sokulmuyor.

Neden Avrupa ve Amerika kıtalarında savaş olmuyor ya da buna izin verilmiyor. Bu orada olan büyük ülkelerin dış siyasetinin bir başarısıdır. Şavaşı kendilerinden uzak tutmayı bir şekilde başarıyorlar, bizim burnumuzun dibinde şimdi 3. dünya savaşı senaryoları telaffuz edilmektedir. Rusydan sonra Çinde çok yakında safın birinde ya da kendi safında yerini alacaktır. Türkiye, Suriyede yaşanan savaşı önlemeye geciktirmeye yada daha lokal olarak yaşanıp bitmesini sağlayacak güce muktedirse ve bunu yapmamışsa tarih bizi affetmeyecektir. Küçük aylanların vebali er geç tecelli edecektir.

Kaldı ki 30 haziran 2012 de Cenevre de Esadsız bir Suriye isteyenler, Esadın varlığını kabul etmek zorunda kaldılar, buna rağmen bizim dış siyasetçilerimiz gerekli esnekliği sağlamayıp siyaseti inatla tekdüze yaptılar.

13 eylül 2013 tarihinde Rusya ve Amerika anlaşarak, körfez ülkelerini bu anlaşmaya uymalarını sağlayarak Suriye politikasını tümden değiştirmişlerdir, danışıklı dövüş ile şimdi Amerika meydanı Rusyaya bırakarak 3 maymunu oynamaktadır. Her an dengelerin değiştiği dış siyasette değişmeyen tek şey Türkiyenin inadı ve bununla kaybettiğidir, böylece Ortadoğu kapıları da bize kapanmış oldu. Atlas Okyanusu ile Basra Körfezine kadar karşımıza duvar dikilmiş oldu. Bu yıkılmış ülkelerin gelecekte ki ticaretinden, imar ve iskânından hiç bir pay alamayacağımızda bir gerçektir.

Hüsnü MAHALLİ kadar bile Ortadoğu siyasetini okuyamayan siyasilerimiz imam hatip açmakla, imam hatipli atamakla İslam coğrafyasındaki yapıyı ve realiteyi kendilerine bağlanabileceği gafletine düşmüş görünüyorlar.

Sonuç: Türkiye maddeten ve manen Osmanlıdan kalma bir kırıkta olsa siyasi gücümüz de dahil yanlış yürütülen dış siyaset neticesinde Orta Doğunun da kapılarını yüzümüze kapattırarak bölgenin kaybedeni olmuştur. Bu inat devam ederse gelecekte kaybedilecektir, vahim olan; her şey bu kadar kötü giderken iyi gidiyormuş gibi gösterilme çabası ve insanlarımızın buna kanıyor görünmesidir. Aslında her şey yalan mı?