Kahramanmaraş’ta Suriyeli sığınmacıların barınacağı 25 bin 40 kişilik konteyner kentin yapımına karşı çıkan Sivricehöyük Mahallesi sakinlerinin oluşturduğu Maraş Yaşam Platformu, meranın hazine arazisine dönüştürülmesiyle ilgili yürütmenin durdurulması ve iptali istemiyle İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

Kent merkezine 15 kilometre uzaklıkta bulunan Sivricehöyük Mahallesi’ndeki 37 hektarlık araziye inşa edilmeye başlanan 5 bin konteyner kapasiteli 25 bin 40 kişilik konaklama tesisinin inşa çalışmaları devam ediyor. Mera arazisine, sığınmacıların barınacağı konaklama tesisi yapılmasına karşı çıkan bölge sakinleri, başlattıkları eylem ise sürdürüyor. Konteyner kentin bölgeye yapılmasına karşı çıkan Maraş Yaşam Platformu,Kahramanmaraş İdare Mahkemesi’ne başvurarak mera arazisinin hazine arazisine çevrilmesiyle ilgili yürütmenin acil durdurulması talebiyle iptal davası açtı.

Maraş Yaşam Platformu Başkanı Salman Akdeniz, avukatlar Anıl Engizek ve MustafaTorun tarafından yapılan başvuruda, mera arazilerinin satışa çıkarılması halinde önceliğin alanı kullanan insanlar olduğuna dikkat çekilerek, konaklama tesisi yapılamayacağı ve bölge sakinlerinin inşa edilecek konteyner kente karşı oldukları belirtilerek yürütmenin durdurulmasını istedi.

Maraş Yaşam Platformu Başkanı Salman Akdeniz, kamuoyunda yansıtıldığı gibi mezhepçilik yapmadıklarını belirterek, aksine daha önce bölgede yaşanan olaylar nedeniyle kaygılı oldukları için sığınmacılara değil, seçilen alana karşı olduklarını söyledi.Akdeniz, bölge insanlarının rızaları alınmadan, hassas yapıları göz önünde bulundurulmadan alınan karardan vazgeçilmesi gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi:

“Buradaki mevcut bir araya gelişimizin temel nedenleri; alan tercihinin yanlış olması, bölge halkının rızasının alınmaması, bölge insanlarının inançsal mevcut etnik yapıdaki mevcut hassas yapının göz önünde bulundurulmaması. Karşı çıkışımız daha önce de belirttiğimiz gibi gayri insani, ilkel ve ırkçı değil. Biz mültecilere karşı değiliz. Biz burada yapılacak konteyner kentin, bölgede yaşayan insanların durumlarını göz önünde bulundurulmamasını kaygıyla karşı çıkıyoruz. Bunun yapımını karar alan mercilerin tekrar düşünmesini, bunun burada olmasının doğru olmadığını artık bütün dünya kamuoyu duymuştur, bilmiştir. Kamuoyunda bazı yerlerde çıktığı gibi biz burada mezhepçilik yapmıyoruz. Aksine burada bir arada yaşayan bizler, Alevi’si, Sünni’siyle şu anda alanda bunlar var. Bizler diyoruz ki; bu bölgede daha önce yaşanan acılardan dolayı korkularımızı, kaygılarımızı besleyen bir durumdur bu. Gelin hep beraber bu duruma karşı çıkalım. Bunun burada olmaması için birlikte mücadele edelim.”

Avukatlardan Mustafa Torun ise, Kahramanmaraş İdare Mahkemesi’ne meranın hazine arazisine çevrilmesiyle ilgili yürütmenin acil durdurulması talepli iptal davası açtıklarını ve hukuki mücadeleyi sonuna kadar devam edeceklerini kaydetti. Torun, yürütmenin durdurulmasıyla ilgili sonuç alınamaması halinde Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve sonrasında da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar başvuruya gideceklerini anlatarak, şöyle konuştu:

“Bu köyün bir mera kooperatifi var. Kadimden bu yana mera olarak kullanılan bir alan. Meralarla ilgili hukuki sürece değinecek olursak; mülkiyeti devlete ait ama tasarruf ve kullanım hakkı halka aittir. Biz bu düzenden yola çıkarak Kahramanmaraş İdare Mahkemesi’ne bu mera vasfının, hazine vasfına çevrilmesiyle alakalı acil yürütmeyi durdurma talepli iptal davasını açtık. Tabi bizce hukuki anlamda yani tamamen objektif düşünecek olursak burada ciddi usulsüzlükler var. Yani bu usulsüzlükler karşısında acil yürütmeyi durdurma kararı vermekte hiç bir beis olduğunu düşünmüyorum ve hiç bir şekilde de tereddüt de yaşanmaması gerektiğine inanıyorum. Çünkü buranın bir mera kooperatifi var, mera kooperatifinin bir başkanı var. Bunlara, köylüye, muhtara bildirilmesi lazımdı, burada böyle bir çalışma var şeklinde. Çünkü bu değişecekse alım hakkının önce köylüye ait olması lazım. Dediğim gibi kadimden bu yana köylünün kullandığı bir alan. Yani bizim hukuki alanda talebimiz bu oldu. Eğer yürütmeyi durdurma kararı alamazsak biz Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi’ne itirazda bulunacağız, sonrasında kararla alakalı yine bir iptal çıkmaz, reddedilirse davamız biz bunu Danıştay’a taşıyacağız. Eğer oradan da bir sonuç alınamazsa Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulacak, o da olmazsa en son Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yani hukuki olarak tüm yolları tüketeceğiz.”