Önce doğruyu öğrenmek gerek!…

Doğru öğrenilirse, yanlış kolayca anlaşılır!…

Bu çok önemli bir usul ilkesidir!…

Bu yüzden bizlerin, biz Müslümanların öncelikle İslam Dinini, Maturidi akidesini ve Hanefi öğretisini, ihtiyaç nispetinde evlatlarımıza öğretmemiz gerek!… Bu usul ilkesi terkedildiği anda toplumun geleceği tehlikeye girer!…

En büyük tehlike, inançlarımıza yönelik tehlikedir!…

Çünkü bizi biz yapan inançlarımızdır!… İnançlarımızı kaybedersek, biz o eski biz olmaktan çıkarız, yeni bir kimliğe bürünürüz!

Bizim Ecdadımız, ilk kez Müslüman olurken, o eski hallerinden sıyrılıp yeni bir kimliğe bürünmüşler, sonraki nesillerine de Kendi Müslümanlık öğretilerini miras bırakmışlar!…

Bizler öncelikle ecdadımızın miras bıraktığı öğretiyi çok iyi öğrenmeli ve öğretinin özüne derinlemesine vakıf olmalıyız!

Sonra da diğer toplumların öğretilerini dinlemeye açık olmalı, onların öğretilerini savunanlar karşısında kendi öğretimizi tutucu olmadan savunmalı, muhataplarımızla inançlarımızı karşılıklı mukayese edebilme zeminini oluşturmalı, böylece sadece doğrunun peşinde olduğumuzu aleme gösterebilmeliyiz!…

Ancak böyle yaparsak gerçeğe ulaşır ve gerçeğe ulaşılmasını sağlarız!…

Bugün karşı karşıya olduğumuz ortam ise tam bir kaos, İnançlarda tutuculuk benimsenmiş, İnançların karşılıklı mukayese zemini yok edilmiş,ve  Bu ortam, sadece batıl, yanlış inançlara yarar!

Doğru inanca zarar verir. Bu ortamı değiştirmek zorundayız!

Bugünkü ortamın İslam dinini, dinlerden biriymiş gibi gösterdiğinin,  İslam dininin dinlerden biriymiş gibi görülmesinin haksızlık olduğunun, Farkına varmalı ve bu ortamı mutlaka ‘inançların seviyeli şekilde müzakere edildiği’ bir ortama dönüştürülmesini sağlamalıyız!

Bunu yapamazsak, inançlarımız üzerinden yönetilmeye ve yönlendirilmeye açık hale geliriz!…

Ve Allah ile aldatılmamız kaçınılmaz olur!

İşid ve benzeri örgütler böyle bir ortamın doğurduğu sonuçlar!

Çağrımı duyan var mı?