İlan edildiği gibi Afşin Elbistan termik santralinin bir bölümü, işletenlerin gerekli önlemleri almamasından dolayı kapatıldı. Bunu bu hale getiren olay toplumsal baskının bir tezahürüdür. Bu toplumsal baskının karşılığı olarak ülkeyi yöneten iradenin vicdanın da yer bulduğu için konu, olması gerektiği şekilde sonuçlanmıştır. Bu konuda şehir siyasetini yönlendirenler ve sorumlu olanlar sınıfta kalmıştır.

Çünkü bu olay şunu göstermiştir; şehrimizin siyasetçilerinin iradesi ve vicdanı yok hükmündedir!

Bu filtre takmama nedeninin de yokluktan değil sermayenin siyasete kafa tutması olarak yorumlanabilir. Burada çözüm kapatmak olmadığını herkesin bilmesine rağmen halk sağlığına önem vermeyen sermayenin benim dediğim olmazsa bende böyle yaparım şeklinde bir cevabıdır. Daha önceden süre verilmesine rağmen termik santral işletmecisi firmanın yasanın istediği gibi geçirileceğini düşündüğünden filtre konusunda hiç bir hazırlığı olmamasından bu anlaşılıyor. Bu da yasayı Cumhurbaşkanının veto etmesi ile evdeki hesapları çarşıya uymamış oldu.

 

Eğer termik santralin bulunduğu bölgede yaşayan hemşerilerimizin yaşadığı trajedi bir vicdanda yer bulmasaydı şehrimizin siyasetine yön veren Ak Parti teşkilatları ve vekillerimizin kiraya verilmiş vicdanları ile bu iş çözülmeyecekti. Sizler vicdanlarını satılığa çıkarmış siyasetçiler siniz. Koltuklarınız sizin için çok değerli, o yüzden her şeyden taviz verebilirsiniz. Hesabınız toplumsal fayda değil hep bir sonraki dönemi kurtarma peşindesiniz.

Bu kirlilik konusunda sizi bir bütünleme sınavı bekliyor.

Adı da Erkenez ve Aksu çayları vasıtasıyla

Sır Barajı Rıtma Tesisi Dersi.

Celalettin Güvenç beyefendi demişti ki seçimden sonra arıtma tesisi inşaatı hemen başlayacak.

Ahmet Özdemir iki yıl içinde arıtma tesisi faaliyete geçecek.

Mahir Ünal, Mehmet Cihat Sezal dan da buna benzer söylemler dinledik.

Sanayi bakanlığı ile ortak çalışma yapılacaktı, fabrikalardan özel ricada bulunulacak, arıtma tesisi yapılana kadar da acil önlem planı yapılacaktı, bölge organize sanayi bölgesi ilan edilecek ti gibi gibi bu konuda çok ninniler dinlettiler.

Allah var İmran Kılıç ve Habibe Öçal’dan bu bağlamda açıklama duymadığım gibi çözüme katkı sağlayacaklarını da düşünmüyoruz. Onlar başka işlere bakıyor.

Hayrettin Güngör Bey’de demişti ki paydaşlarımızla bir araya geleceğiz, istişare edeceğiz, kurumlara bakanlığa şuraya buraya derken zaten bu benim işim değil demeye getirmişti. Geçilen süreçte de Büyükşehir Belediye başkanından her hangi bir icraat beklenmemesi gerektiğini öğrendik zaten.

Şimdi gelinen nokta neticesi itibari ile henüz bir arıtma tesisi konusunda adım atılmadı.

Burada yaşanan trajediye de bir çözüm bulunması için Cumhurbaşkanının vicdanına mı sığınacağız? Bir insana bu kadar yüklenilmez ki! Sizler ne işe yararsınız?

Öncelikle burada ki çözümün anahtarı Sayın Mahir Ünal’ın elindedir diyerek başlayalım.

Şimdi termik santralinde yaşanan yanlış politikanın rövanşı Sır barajına deşarj edilen ağır metal içerikli kanserojen madde içeren boyar maddelerin çözümünde siyasilerimizi beklemektedir. Milletvekilliği seçiminden sonra kollarını sıvayarak işe başlamışlardı ama sonu gelmedi. Akparti il başkanı Ömer Ömer Oruç Bilal Debgici, Dulkadiroğlu ilçe başkanı Şahin Avşaroğlu nu herkesi ilgilendiren bu konuda bir açıklama yaparken görmedik.

Bir gün bir müdür arkadaş demişti ki; bu şehrin zengini aynı zamanda bu şehrin siyasetçisi biz bunlarla mücadele edemeyiz demişti.

Yani siyaseten koltuğunu düşünenler biliyor ki gelecek dönemde yerlerini korumak için bu zenginlerin sakalının altından geçecek. O zaman buralardan çözüm beklemek abesle iştigal.

Termik santral de ters köşe yiyen siyasetçilerimizi, rövanş niteliği taşıyan arıtma tesisi sorunumuz bütünlemeye sınavı niteliğin de askıda çözüm beklemektedir. Bakalım geçer not alabilecekler mi?

Ayrıca Sır barajı aracılığı ile Ceyhan Nehri ile taşınan kirlilik Cumhurbaşkanımızın 11 Eylül 2019 da Resmi Gazetede yayımlatarak Kesin Korunacak Hassas bölge olarak tescil ettiği Karatepe Aslantaş Barajı, Tuzla Gölü doğal sit alanının yanında Yumurtalık Lagünü gibi koruma altındaki Milli Parklarımızın kirlenmesine seyirci kalmaları, ses çıkarmamaları ve göz yummaları neticesi ile suç işlemektedirler. Sayın Çevre Bakanı Murat Kurum şehrimize geldiğinde proğramında olmasına rağmen Aksu çayına götürülmeyerek sermayenin ve siyasilerin olayın çözümüne nasıl baktıkları yönünde bizlere gereken mesajı vermiştir. Bu konuda en kısa zamanda nasıl bir yol haritası izleneceği hakkında yada izlendiği hakkında kamuoyuyla bir paylaşım yapılması gerekmektedir.

Sakın çalıştay yapacağız demeyin biz o işlerden yorulduk.

Haa! yapmayacaksanız yapmayacağız deyin de onu bilelim.

HABER: CİHAN AHMET CESUR